4 Haziran 2012 Pazartesi

Ortadoğu'da Karmaşık Bir Denklem: "Suriye ve Diğer Parametreler"

Suriye’de ki çatışmalar neredeyse birinci yılına yaklaştı ancak hala ne bir çözüm ne de bir ateşkes sağlanabilmiş değil. Krizin artarak artan bir şekilde devam etmesi dünya kamuoyunun vicdanını derinden etkilemekte, ancak yine de çoğu kesim Suriye’deki bu gözyaşına seyirci kalmaktadır. Uluslararası baskının giderek yoğunlaştığı şu günlerde Rusya ve Çin’in Suriye politikalarında geri adım atmamaları uluslar arası baskının yoğunluğunu düşük seviyelerde tutmaktadır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin karar alamaması süreci giderek uzatmakta, sorunun çözülmesi için BM Güvenlik Konseyi dışında yeni bir çözüm arayışına itmektedir. Arap Birliğinin Suriye ile ilgili politikaları Suriye’deki muhalefeti tatmin etmemekle birlikte, kan ve gözyaşından beslenen Esad rejimi üzerinde de etkili olamamaktadır. Rus savaş gemilerinin Suriye limanlarına demirlemesi, İran’ın da bölgeye savaş gemilerini yollaması soğuk savaş günlerini anımsatmaktadır. Tüm bu gelişmeler, hassas parametrelere dayanan bölgedeki bu denklemi daha karmaşık ve çözülmez bir hale getirmektedir. Yüzyıllardır bir hüzün coğrafyası olagelen Ortadoğu’da, kanın ve gözyaşının dinmesi için tarih; dünya siyasetine yön veren bölge ülkelerine büyük sorumluluklar yüklemektedir. Bu bağlamda Türkiye’nin bu süreçte tarihe düşeceği her not, dünyanın güç dengesinin Asya’ya kaydığı 21.yüzyılda, dünya siyasetine yön verecek ve Türkiye’nin tarihten gelen itibarını daha da güçlendirecektir. Libya’da yaşanan süreçte Türkiye’nin izlediği strateji tüm insanlığa örnek olmuştur. Sömürgeci zihniyetten kalan izlerin her fırsatta dışavurumunu sağlayan başta Fransa olmak üzere benzer batı ülkeleri Libya’da istedikleri sonuca ulaşamamışlardır. Libya kaynaklarının neosömürgeci zihniyetle yeniden paylaşımı için savaş uçaklarıyla masum sivil, asker gözetmeksizin her yeri bombalayan Fransa bu süreç sonunda bölgeden sert bir diplomatik tokat yemiş ve amacına ulaşamamıştır. Netice itibariyle, Libya halkı kendi geleceğine yön vermek suretiyle, kendi kaynaklarına hakim olma ve özgürlük yolunda yeni bir sürece girmiştir. Libya ve Suriye’de meydana gelen gelişmeler birbirini anımsatmaktadır. Kaddafi rejiminin devrilmesiyle birlikte süreç durağan bir hale gelmiş olsa da, yine de çatışmaların azalmış olması ve halkın özgürlük mücadelesinde sonuca ulaşmış olması sevindiricidir. Tüm bu olup biteni tahlil ettiğimizde,Ortadoğu'da yaşanan bu dönüşüm süreci; bölgemizde hassas dengeleri de gözeterek; aktif, tutarlı,dünya barışını destekleyen, ahlaki ve deruni bir felsefenin dış politikamızın özüne işlemesini elzem kılmaktadır.Bu felsefe ışığında, Türkiye'nin tarihe düşeceği her not dünya barışı adına tüm insalığın beklentilerini karşılar nitelikte olacaktır.

20. Yüzyıl’ın Arka Plandaki İktisat İdeologu: F.V. Hayek


1900lerin başında dünyaya gelerek belki de iktisat ilminde herşeyin tasarlanıp ortaya konduğu, öncesinde yazılanların üzerine bu dönemde yazılanların birer yineleme niteliği taşıdığı bu iktisadi akademik yaşamda Hayek’in oluşturduğu farklı düşünce akımı, iktisat dünyasında halen ortaya konmamış birçok düşüncenin olduğunu bize gösteriyordu. Özellikle dünyadaki Sosyalizm dalgası Hayek’in düşüncesinde büyük bir araç olmuştur. Keza sosyalist ekonomi biçimlerini o dönemde yaşadığı için en sade biçimde eleştirme imkanı bulmuş ve yine sosyalist devlet anlayışına karşı duruşuyla da düşüncelerini pekiştirmiştir.
Hayek, aslına bakıldığında dönemin okutulan iktisat, siyaset bilimi gibi derslerin ortak paydası olmasına rağmen teorileri bu dönemde bulunamayan(işlenemeyen) bir düşünür olarak karşımıza çıkmaktadır. Halbuki liberalizmin bu kadar önemli hale geldiği küresel dünyamızda, Hayek gibi liberal düşüncenin inşasına katkıda bulunan birinin ön sıralarda olmaması, konuşulmaması ilginç gelmektedir.
Hayek’in oluşturduğu sosyalizm yergisi tüm liberalizmin ortak dili olmaya layıktır. Eleştirilerini o sıcak dönemde yapmış olan Hayek, sürecin işlediği döneme bizzat şahit olarak daha akılcıl eleştiriler oluşturmuş bir kişidir denilebilir. Ayrıca bu dönemde sosyalizm örneğinin pratik anlamda -tam haliyle- yaşanmadığı bu gezegende, Hayek’in sözlerinin tartışılmasının,arkasında durulmasının, liberalizme göre gerek olmadığı açıktır. Çünkü Hayek’in o dönemde oluşturulmuş bir düzeni, hayata geçirilmiş bir sistemi eleştirisi varken, şu zamanda olmayan bir düzeni eleştirmenin mantıksız olduğu herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Bu yüzdendir ki Hayek’in teorileri ya da eleştirileri belki de bizlere gösterilmesi gereksiz bulunulan düşüncelerdir. Ancak bilinen bir gerçek vardır ki, Hayek’in liberalizm savunusu liberal dünyanın ayakta kalmasını sağlayacak güçtedir.
Piyasayı kutsallaştırmış, onun tüm insanlığı kontrol ederek ve insanların her birine hizmet eden bir sistem olduğunu savunarak liberal mantığı bizlere en sade biçimiyle açıklamıştır. Hayek’in bu yaptığı aslında üstü örtülmüş bir savunudur. Eleştiriye her daim açıktır. Hayek, kendi sistemini savunurken bile karşılaştırmalı analizlere başvurmuş, yeri gelmiş bulunduğu düzene eleştiri getirerek yeni birşey yaratmış, yeri gelmiş planlamacı sistemi eleştirerek kendi düzenini kurtarıcı olarak betimlemiştir. 
Hayek’in sağlıklı bir biçimde bize yansıtılmadığı sonucuna varırsak ve bunun nedenini ararsak eğer bize verilecek en büyük cevap Hayek’in planlamacı ekonomi eleştirisi yaparken kendi düzenini (bu düzeni) ayrıntılarıyla ve tüm açıklarıyla ortaya dökmüş olmasıdır. Zira Hayek, net olmayı seven ve açık bir dil kullanan biri olarak karşımıza çıkar. Günümüzde Hayek’in düşünceleri ne kadar çok ortaya konursa, ne kadar çok dile düşerse sistem o kadar çok yıpranacak ve aslında Hayek’in istemediği kollektivist ekonomiye doğru yol alacaktır. Çünkü şimdilerde kapitalizmin çözüm üretir yanı bir tarafa bırakılmışken, toplumdaki bireylerin yeni birşeyler aramaları liberallerin en son isteyecekleri şeylerden biridir. O yüzden Hayek, bu sistem devam ettikçe kapının dış mandalı olarak kalacaktır. Eğer birgün yine somut bir biçimde dünyada Sosyalizm örneği yaşanırsa, yeni Hayek’ler ortaya çıkacak ve Hayek’in düşünceleri kıymete binecektir.